Bu proje, Türkiye’deki fay hatlarına ve deprem gerçeğine dikkat çekmek amacıyla kurgulandı. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yer alan aktif fay hatları üzerinde bulunan şehirlerde büyük cephe duvarlarına mural çalışmalar yapılmasını içeren bir rotaydı.
Projenin temel fikri oldukça açıktı: deprem yalnızca bir felaket anı değil, aynı zamanda sürekli hatırlanması gereken bir gerçekliktir. Bu nedenle fay hatlarının geçtiği şehirlerde kamusal alanlara yapılacak duvar resimleri aracılığıyla hem dikkat çekmek hem de bu konuyu görünür kılmak istedim. Her şehirde yapılan çalışma, bulunduğu yerin deprem geçmişine ve coğrafyasına referans veren bir anlatıya sahip olacaktı.
Bu proje için bir rota planlandı ve farklı şehirlerde uygulanabilecek duvarlar araştırıldı. Ancak proje için gerekli kurumsal ve finansal destek bulunamadığı için uygulama aşamasına geçilemedi. Bu nedenle çalışma fikir aşamasında kaldı ve planlanan mural rotası hayata geçirilemedi.
Daha sonra yaşanan büyük depremler ve özellikle Hatay merkezli deprem felaketi sonrasında proje fikri yeniden düşünülmeye başlandı. Ancak bu kez de proje kapsamında düşünülen birçok şehirde uygun duvar bulmak ya da kamusal alanda yeni çalışmalar yapmak mümkün olmadı.
Bu nedenle “Fay Hattı” projesi uygulanamamış projeler arasında yer alıyor. Buna rağmen proje fikri hâlâ geçerliliğini koruyor. Çünkü Türkiye’de deprem gerçeği hâlâ hayatın önemli bir parçası ve bu konunun kamusal alanda görünür kılınmasına hâlâ ihtiyaç var.
Yaklaşık yedi yıl önce bir karavan alıp Türkiye’yi köy köy, ilçe ilçe dolaşarak köy okullarını ve meydanlarını boyama fikri üzerine çalışmaya başladım. Bu fikrin çıkış noktası oldukça basitti: sanatın yalnızca şehir merkezlerinde değil, en küçük yerleşimlerde bile görünür olabileceğine inanıyordum. Bir köy meydanına yapılan bir resim ya da bir köy okulunun duvarına bırakılan bir çizim, o köyde yaşayan çocuklar ve insanlar için küçük ama kalıcı bir iz bırakabilirdi.
Bu fikri yalnızca bir hayal olarak bırakmak istemedim. Projeyi gerçekleştirebilmek için Roadrow adını verdiğim bir girişim başlattım. Proje dosyaları hazırladım, kurumlara başvurdum, sponsorluk aradım ve bu fikir için destek bulmaya çalıştım. Yaklaşık iki yıl boyunca Roadrow’u büyütmek, projeyi anlatmak ve destek bulmak için çalıştım. Ancak beklediğim desteği bulamadım.
Tam bu sürecin ardından pandemi başladı. Ardından ülke genelinde ekonomik kriz derinleşti ve bu koşullar projenin gerçekleşmesini daha da zorlaştırdı.
Bir süre sonra kendime şu soruyu sordum: Bu projeyi gerçekleştirmek için gerçekten bir karavana ihtiyacım var mı? Bu soru aslında projenin yönünü değiştirdi. Karavan fikrini bir kenara bırakıp kendi küçük aracımla yola çıkmaya karar verdim. Sponsorum olmadan, herhangi bir kurum desteği olmadan, kendi imkânlarımla köyleri dolaşmaya başladım.
Bu süreçte 33 köy meydanı ve 48 köy okulunu boyadım. Bu çalışmalar tamamen bireysel bir çabayla, herhangi bir sponsorluk ya da kurumsal destek olmadan gerçekleştirildi. Kısacası bu projenin tek sponsoru yine bendim.
Bugün Roadrow aktif olarak devam eden bir proje değil. Bunun en önemli sebebi yalnızca ekonomik koşullar değil. Açık konuşmak gerekirse, bir insanın hayatını ülkesini, sokakları ve köyleri boyayarak geçirmek için bu kadar büyük fedakârlıklar yapmak zorunda kalmaması gerektiğine inanıyorum. Bu tür projelerin sürdürülebilir olabilmesi için kurumların, şirketlerin ya da kamusal yapıların destek vermesi gerekir.
Ne yazık ki destek bulmak çoğu zaman beklediğimden daha zor oldu. Zamanla bu süreç yalnızca üretim değil, sürekli mücadele edilen bir alana dönüştü. Bu yüzden Roadrow bugün aktif olarak devam etmiyor.
Ancak bu proje geride önemli bir deneyim bıraktı. Bir sanatçının kendi imkânlarıyla yola çıkarak ne kadar şey yapabileceğini gösterdi. Ve en önemlisi, köylerde ve küçük yerleşimlerde sanat üretmenin mümkün olduğunu kanıtladı.